16 Mayıs 2013 Perşembe

üstler kalsın, yanlardan biraz alalım.

selam koca kafalar naber?

iyidir benden de nolsun, sıcaklar fena bastırdı pişip duruyorum. üzerime sos döküp yeseniz yeridir diyeceğim de yenilecek adam mıyım lan ben? neyse.

işte bunlar hep hava civa sevgili koca burunlular ve doğuştan pinokyolar. geçen gece can sıkıntısından bara gideyim dedim. hani aksiyon olur babında. damsız almıyorlarmış. dedim sikerim senin damını. tabii içimden dedim. yolda gördüğüm bir hatuna teklif etmemle iş çözüldü be dostlarım. içeride 2 bira ısmarlarım, gel biraz müzik dinleyelim dedim. yani esas niyetim müzik. yersen tabii. neyse, sözümün eri adamımdır. içeride 2 bira ısmarladım. müzik dinledik.

ortalama kafalardaki bu güzelim insan pek muhabbetşinas çıktı. yani mekan zaten gürül gürül gürültülü. hayır, basçının basını da köklemişler. ortam kalın kalın seslerle boğuluyor. bir de hanım kızımızın inatla konuşmaya çalışması beni boğdu can kardeşlerim. dayanamadım. içimden "abla bi sus!" derkene dışımdan "hmm, yaa, aaa" gibi abuk lisanda sesler çıkarıp hayret verici bir şekilde muhabbete ortak oldum. bu hanım ablamız benimle telefonda konuşsa telefonu kesinlikle masaya koyar ve aralıklarla aynı abuk lisanda karşılıklar vererek koca bir görüşmeyi devam ettirebilirim. nereden mi biliyorum. daha abuklarını yaşadım. daha abuk ablamtrak insanlarla daha abuk haşır neşirlikler falan. geçelim bunları. bunlar tıraş.

sevgili dayımın oğulları, halamın kızları, romalılar! o gün neyi anladım biliyor musunuz? insanlar aç! fakir edebiyatı yapmak için söylemiyorum bunu. akademik sosyal tespit yapmak için de söylemiyorum ama aka dediydi dersiniz. insanlar tanımadıkları insanlardan gelen ilgiye açlar. hani şu meşhur tek gecelik insanlar var ya, her tarafta horus'un gözü gibi kesiyor horuspu ruhlar ve angut da değilseniz zaten çakırkeyf bir ortamda niyetler de gayet açık bir şekilde anlaşılıyor. post modern şeyler bunlar tabi. post modern kezbanlar da yok değil tabi. hop!

muhabbetşinas oluşum ile geçen zamana geri dönelim. şair burada oluşuma sesleniyor: naber? kuvvetle ihtimal burayı okumayacaksın ama zilyon da çeyrek döner ihtimali dahilinde eğer burayı okuyorsan şunu bil ki kafa siken ortamda sen de çok kafa sikiyorsun! yani gürültü olmasa çekilir yanın yok! allahtan ses var yani. sabrettim sabrettim ama öf ulan. 2 birasını bitirene kadar eşlik etmek zorundaymışım gibi hissettim. zaten beni yakan da hep zorundaymışım hissi oldu. sizde de oluyor mu bilmiyorum. en aptal anlarda sanki bunu yapmazsam olmaz hissi geliyor. ortamın seviyesi ne kadar zorunluluk gerektiriyorsa artık. kurların havada uçuştuğu (sonuçların yarısında havada kalıyor belirtelim) bir ortamda ben zorunluluk içindeyim. peh! paramız yok ki o gemiye binelim amına koyayım. biz hala parayı müziğe yatıralım. en sonunda banka bizi yatıracak ters köşeye ama neyse konuyu dağıtmadan, kazasız belasız.

işte kınalı keçi boynuzlarım dedim ya beni bu zorunluluk hissi mahvetti diye. e kanımızda abilik de var. 2 tekila daha yuvarladı bu içtikçe çirkinleşen vatandaş. zaten tekilayı içen çirkinleşiyor arkadaş bir bok mu var bilmiyorum, bu da çirkinleşti. hava alması için dışarı çıkardım belki iyi gelir diye. soluk iyidir dedik, dediğimizle kaldık. çakır, keyfime sıçtı a dostlar. birden omzumda ağlayan biri oldu çıktı. kadınceez bir yandan ağlarkene ben de ikiye bölünmüş emre kongar/mehmet barlas gibi kendimle savaşıyordum. tabii aklımda "nereden geldim istanbul'a" türküsü çalıyor. "nereden sordum ben bu kıza?" sahte sarımtrak saçları, şekilsiz duruşu falan. ama bir yandan da "yazık laaan" diyen bir yanım var. bak yazarken de ikiye bölündüm.

yazıyı da ikiye bölüp siz güzide insanlara selam ederim.
burnunuzu her yere sokmayın.
bay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.