28 Haziran 2013 Cuma

tansu çiller

merhaba.

size biraz aşksal mevzuulardan bahsetsem bu yazıyı okumazsınız değil mi? ne fark eder ki, yine yazacağım ne de olsa. size biraz aşksal mevzuulardan bahsedeceğim o yüksek ve daşşaklı müsağdenizle.

"merhaba.

naber canlarım. iyisiniz mi? daşşağınızın, memenizin keyfi yerinde değil mi? bana ne amına koyayım. çok da umrumda değilsiniz. umrumdaydınız, değildiniz. bu sizin ve benim promilime göre değişen bir döngü. huysuz ihtiyar olmadan huysuz ihtiyarlaşmak gibi böyle kamboçyalıç bir his içinde hem de. böyle cümleler kuruyorum ya, kesin yine aşık oluyorumdur.

son iki ay içinde bilmem kaçıncı kere bilmem kaçıncı kişiye bilmem neresine aşık oluyorum. öküzlemesine değil ama, insan gibi aşık oluyorum. en umulmaz kızım gözleri güzel oluyor, aşık oluyorum. en umulmaz kızın elleri güzel oluyor, aşık oluyorum. en umulmaz kızın sesi güzel oluyor, aşık oluyorum. ben çok fazla aşık oluyorum dostlarım. çok fazla seviyorum. çok fazla hayransal çığlık atıyorum. çok fazla. bir de utanmadan gözlerinin içinden arkalarından bitene dek bakıyorum onlara. anlık aşklar, anlık sevişler. fakat gece yoklar. sabah yoklar. sonraki öğle yoklar. biri var aslında. ama yoklar.

aşk meşk diyorum ya, havalar sıcak olduğunda aşık olmayı sevmiyorum. hormonal bozukluğumdan dolayı isilik yapıyor aşk bende. en umulmadık öpüşlerde en umuluzengo yerde isilik çıkıyor. sabahlar olsun istiyorum   ondan sonra. sonra da denize gireyim istiyorum. biliyor musun okuyan; ben denizi de seviyorum, denize girmeyi de. didim'in denizi meşur. kesme işareti olmadan üstelik. fesatlarla kesme beni.

geçen zamanlar geçti gitti artık. umrumda olan tek şey bir yağmur altında o ve diğer isyan-ı telefon hattında öbürüydü. bir gece bitti her şey. sonraki gece de bitti. her gece bitti. aslında her gece bitti. bitmeden önce bitti üstelik. bir konser gününden, bir apartman önünden, bir otobüs kapısından önce bitti. biliyor musun okuyesku, iyi ki bitti.

iyi ki bitti diyorum ya, gerçekten bugün o kızı gördüğümde ve ardından baktığımda, onun bana bakışlarında bunu düşünmedim! son iki ayda ilk defa bir kıza aşık olurken ne apartman önünü ne de o sabahı düşündüm. son üç yıl ilk defa bu kadar uzak geldi. ben de şaşırdım, iskender de şaşırdı. kalbime dokundum, yerinde çiller esiyordu ve tansu'nun bundan haberi yoktu. gerçi, tansu'nun amına koyayım. sivaslılar, sizi il yapayım mı?


13 Haziran 2013 Perşembe

küçük şeyler.

"en son okuduğunuz kitap ne?" diye sordu hoca. heyecanlı bir arkadaş da "küçük şeyler!" diye atıldı. sıradan bir ders kitabının adıydı bana göre. ona göre ise en son okuduğu kitaptı. garip. üstün dökmen. lokman hekim. ayıp.

böyle de bir anıyla girerim. ucundan gülerim böyle "ehe" diye. çok da mühim değil gerçi. hatırlamasam da hiçbir eksikliğini hissetmem. eksiklik o kadar çok ki, onu hissetmem en azından. mesela bugün soğuktan uyandım, soğuktan uyanmanın eksikliğini soğuktan uyanınca fark ettim. güzeldi be. dışarıda yağmur yağıyordu ve saat zabahın altısıydı. "Mnskym" efektiyle uyandım ve üzerimi örttüm. sonra bir daha uykuya dalmak paha biçilemez bir mutluluktu. zaten kabus görüyordum ki niye kabus görüyorsam. sikecem kabusları ha. bir ara sürekli görüyordum, kafayı yiyecektim. yine başlamasından tırsıyorum. all nightmare long!

havayı biraz bulutlu gördüm ya, hemen sevindirik oldum. hep 90'lar ruhuyla yaşadığımı biliyordum, oduncu gömleği ve grunge seviyordum ama içimde bir Seattle'lı olduğunu bugün bir kere daha öğrendim. Gitmesem de, görmesem de o Seattle bizimdir! 

seviyorum sizleri. kedilerinize iyi bakın. direnişe devam edin! 
#direngeziparki

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.