25 Kasım 2013 Pazartesi

back to the ebenin amı be taşkaya'm.

kimsenin sikinde olmayan bahanelerim hazır.
"zaten yaz aylarıydı."
"ruhen yorgundum."
"kasiyerlik yapıyordum."
"kendimi hazır hissetmiyordum."
"annem göster ama elletme dedi."
bu ve benzeri saçma sebeplerden ötürü uzun bir süre yazmak istemedim.
evet.
yazmak istemedim. harbiden içimden tek kelime yazmak gelmedi bir insan veya kendim veya bir olgu veya ebesinin amı için.
yazmak istemedim, çünkü yazmak istemedim.
kalemim kılıçlara yenildi ve ben daha karate kid bile olamamıştım. eşşek kadar olup da daha bir kid olamamanın acısını ve mutluluğunu ben bilirim. "biz bir bok olmasını da iyi biliriz!" siyasi küll-i yalanından ziyade ben bunu gerçekten bilirim.
ya bi kere dengesizim hacıvat. (yani 10 kızdan 11'i bunu diyebilir. işte ben 11 kızı 10'a dengeleyen -1'lik unsurum burada. ve valla dengesizim) (allah kuran çarpsın ki) (ya da çarpmasın) (yani inanmıyorum ama çarpmasın işte) (ah öğretilmiş çaresizlik. senin ben amına koyayım!) dengesiz derken bunu sıradan kendini farklı gösteren bir havada söylemiyorum. abi gerçekten bir ortam yok. (ortam dedik diye hemen coşma. kızlı erkekli değil, orta'm yok. gerçi sen anlarsın. taşkaya'sın. allah sana doğuştan maaşallah vermiş.) ay neyse. sıkıldım.
işte bundan yazmıyorum.
-
şimdi şöyle bir şey var taşkaya'm. bu bloğun aşk meşk dolu bir blog olmasını istemiyordum en başta. sonra baktım yazılarım ister istemez aşk'la taşşak arasında bir yere konumlanıyor, o zaman rahvan gitsin dedim. rahvan dediysem, tüm rahvanları, rahvan affıyla affettim. burun farkıyla önde giden atlar artık hile ile birinci değil, sıralamanın dışındalar. zor bir cümle oldu değil mi? saçma? yani ben de anlatmakta güçlük çekiyorum ama anlatmakta güçlük çektiğim çoğu şeyi iyi anlıyorum. hissettirme ile ilgili sıkıntım yok ama anlatmak benim için ciddi bir sıkıntı. özellikle işin içine ses girdiğinde. ses benim dünyamda dinlenmek için var. kalabalık etmek için değil. yoksa sen de kusardın taşkaya. gerçi kusmasan da kusardın. belki de kusmaya programlanmışsındır. c+.
-
beklentilerim pek de büyük değildir. göbek yapmayan birayı bulsalar belki de tüm dertlerimi unutacak kadar içerim. "çünkü ben küçükken istismar edildim. büyüyünce depremde evim yıkıldı. manav amca depremde öldü. annem beni evlatlıktan reddetti. bacımı töre yüzünden katletmek zorunda kaldım. sırf cennetine gireyim diye kabesine gittiğim tanrı bana acı çektirdi." böyle bir hayat mı yaşadım ki derdim olsun? bazen biz gerizekalıların sandığımızdan daha gerizekalı olduğunu düşünüyorum. neticede sandık tahtadan. tahta tabii zoruna mı gitti! işlenmiş tahtadan daha gerzekçe dertlere yelken açıp buhranlarda hazine arayan depresyon korsanları gibiyiz. iki gözümüz kah kapalı, kah at gözlükleriyle sabit. sonuçta bir körlük mevzuu var ruhen. hüzün göbek adımız, bira göbeğimiz. cahillik ve cühelalık meslek grubuna sahibiz. şiirler avuntumuz. hayır sonra niye turgut uyar okuyoruz. adam işi biliyor. ruhu şad olsun!
-
ucundan da olsa ona bir şeyler yazmak isterdim ama koca koca sayfalar yazdığım için o ufak kadına, artık tükendim. sadece yeşil gözleri vardı körfeze karşı ve ben onu öpmüştüm bir sokak lambasının altında. sevmek o zamanlar güzeldi be taşkaya. sahi onu sana anlatmadım değil mi? dilara sanki iyi bir kızdı. hayatımın amına koyana kadar. (hadi yine iyisin bak yazdım)
-
falanlar, filanlar.
sevgiyle taşkaya'm.


1 yorum:

  1. git ödevini yap ya da ne bileyim dersini çalış.
    eşşek kadar oldun bunu da ben mi söyleyim eşşek herif.

    YanıtlaSil

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.