27 Haziran 2014 Cuma

sıcak.

merhaba yarağım.
şu sıcak yaz günlerinde, şu gavur amı gibi yanan, yandıkça kavrulan sana sıcak da bir merhaba benden.
anlayacağın üzere bugün derdim sıcak.
çok dertliyim bu konuda.
klimam yok, şıpır şıpır terliyorum.
hayır sadece ben terlesem iyi.
karşımdaki de terliyor, kaçıyorum.
kokuyoruz çevrecek.
günde üç defa duj alıyorum.
inatla bir daha kokuyorum.
ulan, rakıya üç tane buz attım,
iki dakikada eridi buzlar.
ne bu be?
adalet mi bu?
diye isyanlara gebe olmak isterkene
olamıyorum.
vatan sağ
hava da serin olsun azıcık.
lütfen!

21 Haziran 2014 Cumartesi

kazım dirik mahallesi, ankara caddesi, no 215, kat7, daire 21.

canım acıyor be,
bu eve ilk ben girdim
son ben kapatacağım.
o kadar kişi gelip gitti ki,
bazılarının adını unuttum.
kimilerinin kokusu hala aklımda.
-
ben bazan bir yol oluyorum.
yolcular gelip gidiyor ve 
hepsini ayrı seviyorum.
iyi arkadaşlardı diyip geçmek
işime geliyor aslında.
-
mesela balkona girilmemiş 
iki yıldır.
son girdiğimde o ölmüştü.
ben dediklerine inanamamış,
ama alışmıştım.
-
bora mesela.
asla adı gibi esmemişti
bir kınay kadar.
ata mesela 
olmasa da olur gibilerden.
-
yıllar geçti
yılların gözyaşını herkes için akıttım.
ben hüznün arkasındaki adam.
bazan bir ümit olsun diye
saatini geriye alan.
sırf geçmişe gidebilmek için.
ben, özlem adam.
neyi özlediğini bilmeyen.
-
dokunduğum yerde bir anı,
baktığım duvarda bir yanık
hala yukarda yıldızlar
ve nefretim (sanki) dün doğmuş.
onun miladı.
-
hatırlıyorum ilk şarkıyı
ki ay ışığında bakılırdı yola.
evin balkonu
fotoğraflara yansımıştı.
bir de inançsızlık vardı
öznel kediler öldüğünden beri.
kumral kedi uğursuzluk getirir.
mantis, daha da uğursuz.
zararsız gibi
ama gereksiz.
lanete beş kala hallerden.
-
şimdi dünden daha mı kıymetsiz bilemiyorum.
sorgu cevabı getiriyor.
cesaretsizlik sadakati.
sadakat kendi içinde sahtekar.
ben kendi içinde bir sadalarda.
sessiz ve sakin.
-
dünler yarın olmuş,
ben dünü yarında yaşamaya çalışmak isterken
hayatın gerçekleri beni bulmuş.
ulan yedi yıldır üniversite okuyorum.
bir kere bile seni seviyorum demedim.
seni seviyorum be anne.

zincirleme kıl tamlaması.

...zor olan ne biliyor musun? birini onsuz da sevebilme ihtimali. işte esas yıkım bu. yalnızlık peşinen kabul edilmiş, gökyüzü griye sarmış, bulutlar yağmamakta ısrarlı. biz odamızda ölüyoruz. kabuslar görüyoruz uykumuzda ki zehir oluyor tek kaçış noktamız. tek kaçış noktamız yine kendimize varıyor. belki bir iki kadeh işe yarar diye düşünmek de fazlaca beyhude kalkan bir gemi adeta bu limandan.
-
bir de yanlış anlaşılmalar var tabii bu olaylar içinde. ne söylersen söyle dediklerin karşı tarafın anlamak istediği yöne çekiliyor. senin sevme ısrarın onun kaçma ızdırabına dönüşüyor ve sonunda olan sana oluyor. gökyüzü inat etmiş durumda ve tüm kabuslar uzun. günün herhangi bir saati günaydın oluyor. şu var ki, bazan bir yanlış anlaşılma, saatleri yıllarca ileri alabiliyor.
-
oturduğun yerde yıllar çökmüş üzerine ve sen daha birinin seni sevme ihtimali üzerinde kırık dökük hayaller kuruyorsun. nefretin, kederini aşmış. kaderin seni çoktan yazmış (eğer inanıyorsan.), ve eğer inanıyorsan neden böyle olduğunu sorgulamıyorsun? zor cümleler her zaman geçiştirmek için. önemli olan bazan sadece tek kelime ki o da o'nun gözlerinde saklı. sonrası sadece 20 gün. 20 gün sonra herkes vecihi.
-
bunları bir kenara bırakacak olursak eğer, sakallarımı kestim, saçlarımı makinaya vurdurdum. derdim yoktu, neye yanacağımı şaşırdım. dert olmayınca kendimi boşlukta hissediyorum. dün 2 damla ağladım. sonra hayatıma giren kadınları düşündüm. sonra iki kelam sustum. ne zaman hayatıma bir kadın girse susuyorum. onları susunca daha çok seviyorum. bir anlayabilseler...
-
fakyu.

5 Haziran 2014 Perşembe

sus payı.

...sonra ne mi oldu?
güneş doğdu gözlerine.
bulutlar aramızdan süzülürken
ben düştüm ellerine.
-
sana bazı şeyleri
(nasıl desem)
abartmadan 
anlatamıyorum.
an geliyor
senin anlamazlığın tutuyor.
an geliyor
benim söylemezliğim.
ya da söyleyememem.
mevzu ne ise.
-
sanki durumumuz şöyle;
sen televizyonda tarifi verilen yemek,
ben evde o yemeği inatla yapmaya çalışan
ama eline yüzüne bulaştıran 
beceriksiz bir ev müsveddesi.
sen uzakta tüm gösterişinle parlarken
ben yine tek kaşarlı tosta talim.
bu ilişki beni aşar.
bu taraf-ı teklik.
bir tek yürek,
ve damarlarımda sus payım.

4 Haziran 2014 Çarşamba

özümüz, sözümüz.

biz,
hiç bitmeyen duaları
sırf bitmeyeceğini
hissettiğimizden
dolayı reddettik.
-
biz,
aslımızın sahte 
kafirleri olduk.
geleceklerimiz
idamlarımızdı belki.
-
büyük umutlar
içinde
umutsuzluğa hazırlandık.
kalplerimiz kurudu
bu sürede.
-
her şeyden önce
kendimize küstük.
güneşi doğurmadık,
lambayı açtık
faturaları ödedik.
hırsızları çok sevdik.
uğursuzları çok sevdik.
sahteyi çok sevdik ki
sahte olan bizdik.
özümüz sözümüz kara.
-
biz,
hiç bitmeyen duaları
içimizde bitirdiğimiz için
reddettik
ya allah.

domino.

ne olmak istediğimden ziyade ne olmak istemediğim daha önemli sanki. okul biterken, bir üniversiteyi daha boşu boşuna okumuşluğun getirdiği pişmanlık var içimde. ne okumak istediğimden ziyade, ne okumak istemediğim daha önemli artık. ömürden giden 8 yılın hepsinde aynı soru işareti: "acaba diğer seçenek daha mı iyi olacaktı?" hep bir ikilem, hem bir yanlış yol, hep bir hayal kırıklığı.
-
domino kırıklığı.
-
birden çok hayal kurup hepsini birden gerçekleştirmeye çalışırsın ama önce para, sonra zaman izin vermez. duruma göre bu öncelik değişebilir. sonra her şey yavaşça düşmeye başlar. gözler yavaşça açılır, küfürlü dudaklar mühürlenir, sevişmeler "klasik"leşir. yaz günü yağmur yağar da vali laz olur. dominonun son taşı.
-
ne düşünmek istediğimden ziyade neyi düşünemediğime takılıyorum ve bu takıntı bende geceleri sıkıntıya yol açıyor. dikkatim yanımda duran kadından çok aklımdaki sorularda, cevaplar an'ımda değil, geçmişimde saklı sanki. aklımda bir soru var, daha kendisiyle tanışmadım. soru olduğuna göre bir de cevap olacak oralarda bir yerde. ekskalibur gibi bir yerlerdedir şimdi o cevap ya da ekskaliburum'du gitar.
-
domino krallığı.
-
ne olmak istemediğimden ziyade, gerçekten var mıyım? belki de asıl soru bu. mevcut yaşamsal faktörler gerçekten yaşamama izin veriyor mu? yaşamaktan kastım nefes alıp da yemek yiyebildiğim anlar değil. para kazandığım anlar hiç değil.
-
senden naber yarrağım?

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.