19 Eylül 2014 Cuma

hiç bu kadar.

iyi olmasını istediğim
her hayalin sonucunda
topraklar beton,
duvarlar gri,
insanlar ölü
hiç olmadığı kadar.
-
koştuğum bunca yola 
rağmen
yollar balçık,
eller kirli,
kalpler birikmiş kibirle dolu.
-
boşalmaya başlayınca 
içimdeki nefret
yüzümde bir sivilce,
biraz kan
ve pıhtısı.
alıştım sanki.
-
elde var sıfır
diye düşünürken gelen
sevinçler,
zamanla yorgun düşmüş anlar
ve
yukarıdan bakan tecrübelerle
yenilgi
hiç bu kadar kudretli olmamıştı.
kudret, 
hiç bu kadar aciz
olmamıştı.
aciz hiç
bu kadar
gizemli,
hiç
bu
kadar mühim,
hiç bu kadar acı 
olmamıştı.
-
kim bilir, belki de acı hiç olmamıştı. acı diye bildiğim her şey sadece yılların getirdiği alışkanlıkların birden bire değişmesinden kaynaklanıyordu. alışkanlığın yerini öğrenmenin alması, öğrenmenin bu sefer gerçekten zaman alması ve zaman öldürsün diye yazdığım her şeyin bir anda yok olması. birikimim bir nevi lanetim oldu. lanetim de nefretim. attığım her adımda içime işleyen bu nefrette boğulmamaya çalışmak da ayrı bir durum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.