18 Eylül 2014 Perşembe

öylesine yaşayanlar.

aklıma birden zaman geçirmek için yaşayanlar geldi.
öylesine var olup, hayatı insanlar için çekilmez kılanlar.
lanetleri hayallerini sarmış, kendileri gündüzlerin kölesi olmuş, geceler boyu rahmete nazır uyuyan bireyler...
büyük hayallerin ardına saklanıp da azınlıkla yetinen bir çoğul insan güruhundan bahsediyorum. leb demeden çorum'a vali tayin eden bir zihniyetten. utanmasalar o'nun yeryüzündeki gölgesi bile olabilirler belki ama mağlubiyetleri utançlarından daha ağır oluyor. her mağlup gibi onlar da içine kapanıyor. içine kapandıkça gündüzler eziyete, nefes almalar alışkanlığa, gördüğü her nesne griye dönüyor. sevmem griyi.
bilmiyorum, belki de benim gözlerim kördür, değerlendirmem yanlıştır; olabilir yani insanlık hali. ama hayatı bir rutin halinde yaşarken, sadece gün sayarken ne kadar hayatta olabiliriz? gün sayarken neyin gününü sayacağız bir de? ölümün mü? hafta sonunun mu? bahanelerin mi?
bahaneler daha mantıklı geliyor bana. insanevladının sığındığı en güzel liman çünkü bahaneler. bahanelerle bir ömür çürütebilir, hayata başka gözle bakabilir hatta intihar bile edebilirsiniz. bahaneleri allah'ınız yapıp ona tapar, tapar, tapar ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi yaşamınıza devam edersiniz. tek farkla; bahane denen allah'ın cehennemini peşinen yaşarsınız. yenilmeyi peşinen kabul edersiniz. sonrası mı? o da başka bahanelerde. kim bilir, belki de cennetin hayalini kurup kendinizden geçersiniz. belki de cennetiniz yoktur. sadece yorgunsunuzdur. bir de potansiyel bağımlı.
sabah yorgun gözlerle işine giden insanlar öğlen yorgun gözlerle gelenleri selamlarken bir yandan akşam yorgun gözlerle girecekleri sıcacık yataklarını hayal ediyorlar. tüm döngü bu. "acaba akşam yemekte ne var?" sorusu "acaba akşam için değişik bir şey yapabilir miyim?" sorusunu geride bırakıyor. beklenen akşam hiç gelmiyor.
bir şey bekleniyorsa tabii.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.