30 Eylül 2014 Salı

paradoks.

"yazabileceğim bir şey var mı?"
tüm günüm bu sorunun cevabını düşünmekle geçiyor. bir şeyler yazarken de üstelik. sanki yazdığım ne varsa benimle içselleşmemiş, benim dışımda bir dikkate değmemiş veya hiç yazılmamış gibi.
"yapabileceğim bir şey var mı?" bir sonraki evre oluyor. işte o zaman var olmanın dayanılmaz hafifliği başlıyor. "ben kimim?" soruları ve "nereden geldim istanbul'a?" gibi türküler kendi halinde rakı sofrası kuruyor. ben arada mezeleri tırtıklıyorum.
potansiyel ve kibir birleşti mi sonuç her zaman anakin skywalker oluyor. kabuslar çıkagelip "i'm your father." diye başımda bekliyorlar.
kendi içimde yaşadığım bir diktatörlüğün mutlak hakimi ve yahudisiyim ve derdimi hala tam anlatmıyorum. geçen gün az daha dökülecektim ama sadece girizgah yaptım. içime attıkça büyüyor, ve soruyorum kendime "hala yazabileceğim bir şey var mı?" diye. var ki yazıyorum. yok ki sorguluyorum.  var ki düşüncelerim hala parmaklarımdan akıyor. yok ki havaya anlattığım hikayeler daha fazla. bazen kendimi basit bir hikaye anlatıcı gibi görüyorum. hikayelerim yıldızlara doğru.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.