23 Kasım 2015 Pazartesi

zaman değişiyor.

perdeleri kapatılmış bir pencere
ne kadar pencere olabilirse
o kadar özgürüm.
-
akmayan ama sadece damlayan bir çeşme kadar
rahatsız edici,
her damlası
beyne işlercesine.
-
sevmediğim dil kuralları
otomatik bir portakal edasıyla
ekmek kapısına doğru uzanıyor.
bir yandan büyük biraderin odası yukarıda.
hepimiz mahkumuz,
hepimiz ucuz işçi.
emek pahalı,
bunu çalışınca anladım.
emek değersiz,
bunu da aşağıdayken...
-
ben olmazsam başkaları olacak.
neticede herkes sırada bekliyor.
birbirine gülerken anlamsızca bencilliklerin peşinde koşacak o kadar insan var ki
ne ben sayabilirim onları,
ne de saymak isterim.
en fazla, iş arafı der geçerim.
hayatı ne hayat,
ölümü ne ölüm.
-
perdeleri açılmış bir pencere
ne kadar özgür olabilirse
o kadar özgürüm.
ruhumda sineklikler kaplı
ve ben dışarı çıkamıyorum.
kendi içimde bir mapus hayvanlığı.
bir bokun üstünde belli olmayan saatler içinde dönüyorum.
hani geceleri imparatorluğumuzu kuruyorduk?
imparatorluklar çoktan yıkılmış!
devrimler çoktan yapılmış!
devrimin, ve devrimin ve devrimin...
devrimini görmüş insanlar
bize yalan mı söylediler şimdi?
sabah uyandığımızda onlara güvenmeyecek miyiz?
belki de.
belki de.
belki de.
bir kibritlik canı olmayan hayallerimiz,
bir sözle yıkılacak belki de.
olsun.
bir tek atarak dirilen hayallerimiz,
ikinci tekle coşacak,
çünkü biliyoruz:
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
-
tesla'ya hürmetlerle.

22 Kasım 2015 Pazar

bu yazı bir şarkı boyunca yazıldı.

sözcükler iki melodiden az,
dertler melodileri aşacak kadar.
ve ben yalnızım.
merhaba sabah.
-
bazen düşünüyorum,
acaba bir yanlış var da ben mi fark etmiyorum.
sanırım anlamıyorum.
bana kalsa her gün gece.
yıldızlar, güneşten parlak.
siyah, maviden mavi.
şehir ölü.
ben de parçasıyım.
bazen anlamıyorum
ya da
anlamamak işime geliyor.
-
çalışmak güzel ama yaşamak daha güzel galiba.
yani, öyle ümit ediyorum.
hayatımın keyfi 2 bira kadar.
ben ilk yudumda kusmuş gibiyim.
bazen bir sokak müzisyeninde buluyorum ruhumu.
bazen anlamıyorum.
ya da
anlamamak işime geliyor.
-
sıkıldım be can.
verdiğim nefes, aldığımdan fazla,
sanki ölmüşüm gibi.
sanki gözlerimi hayata kapıyorum gibi.
her sabah, başka bir ölüme merhaba.
ben yoruldum.
-
bir artı bir evimde sonsuz metrekareler içinde
hayallerim.
ve ben yalnızım.
yıllardır süregelen mutsuzluğum artık katlanılmaz boyutta.
ben, sizi sevmiyorum.
ben, size katlanamıyorum.
ben, sizi görmek istemiyorum.
sizler benim zorunluluğum,
vicdanımın sesi.
delirmemin sebebi,
yalnızlığımın...
artık yoruldum.
nefes almakta zorlanıyorum,
sevmekte zorlanıyorum,
aşka inancım bitti.
siz neredeyseniz ben orada değilim.
her anım ayrı dayanılmaz.
her anım ayrı promil.
ruhun ölçeri yok.
içmesem de içtim sayıyorum kendimi.
bazen ay sonlarını düşünüyorum,
beş para etmez paragözlerin ellerinde sürünüyorum.
bazen ay sonlarında ölüyorum.
ne anlarsınız ki?
nasıl olsa ben gülen adamım.
ne dinlersiniz ki?
her gün biraz daha gece.
ruhum kararırken neredeydiniz ki?
bakın, hava soğuyor.
bakın, bir insan ağlıyor.
bakın, bir şarkı bitiyor.
buraya kadar.
şimdi yeniden başlama zamanı.
merhaba pazartesi.
-
https://www.youtube.com/watch?v=2EBvIFInDC8

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.