25 Aralık 2017 Pazartesi

ha iku, ha değil 35

kabuklarını kırmak zordur
izmir mantis'inin.
babası gibi.

ha iku, ha değil 34

iyi melodiler yakalar,
sonra bırakırım.
kelebeğin ömrü bir gün.
ben, at siki.

ha iku, ha değil 33

soba günlerdir çalışmıyor.
bırak, çalışmasın.
içim yanıyor.

ha iku, ha değil 32

pazar gecesi olunca
insan istese de sarhoş olamıyor
jeremy.

21 Aralık 2017 Perşembe

ha iku, ha değil 31

kim ne boksa bok.
sifonu çekerim.
gerisi yok.

19 Aralık 2017 Salı

ha iku, ha değil 30

bir ışık vursa...
ne bileyim,
karanlıktan korkuyorum.

3 Aralık 2017 Pazar

ha iku, ha değil 29

yapı endüstri mezarlığı.
ruhunda ben varım.

ha iku, ha değil 28

küçük bir kediden
daha büyük bir travma yaşamadım.
başaramadım.

ha iku, ha değil 27

sesini duydum, aradım.
yüzünü görmeden taradım.
buldum, tutamadım.
yapamadım.

ha iku, ha değil 26

ellerimden kaydı küçük yavru,
yapamadım.

ha iku, ha değil 25

yavru kediydi çatıda, 
göz yaşlarım ardında.
başaramadım.

ha iku, ha değil 24

kulağımda o kedinin sesleri.
tutamadım.

21 Kasım 2017 Salı

ha iku, ha değil 23

iş, aş.
aşk değil.

13 Kasım 2017 Pazartesi

ha iku, ha değil 22

buyrun,
siz de sıçın.
nasıl olsa ağzımızın tadı kaçtı.

11 Kasım 2017 Cumartesi

ha iku, ha değil 21

hava kapanınca
ben açılıyorum.
huyum kurusun.

7 Kasım 2017 Salı

han solo ya da solo han 6: sen bir meleksin

peki dooş, o kadar gavur gitarcının sololarını paylaştın. memleketten ''vay amk'' dedirten bir solo çıkmadı mı şu ana kadar? çıktı abi. memleketimizden de çıktı. mesela kargo'dan. kargo mu? evet kargo. 2000'lerde sikik pop-rock şarkıları yapmadan önce bu adamlar taş gibi şarkılar yapıyordu. işte bundan dolayı 90'lar hacıt. kargo'nun bozmadığı zamanlar. kargo'nun kendini bozmadığı son albüm.
-
gelelim soloya. selim öztürk muazzam bir gitar mühendisi. besteler ne kadar bok gibi olursa olsun (ki bu şarkının sözleri rezalet) adam muazzam gitar tonları buluyor. şiir gibi gitar çalıyor. bence değeri bilinmemiş bir abimiz. sen bir meleksin de her notasıyla sanki soloyu ben atmışım gibi sevdiğim, sahiplendiğim bir şarkı. bu soloya çalışırken tek notasını değiştirmem. ki beni bilen bilir, bir şarkının solosunu kolay kolay aynısı gibi atmam. 
-
türkiye'deki gitaristlerde genel olarak şöyle bir sorun var. sivrisinek sesi gibi bir ton bulup, üzerine bilibili solo atarlar. üzgünüm, gerçekten böyle. selim öztürk bu soloda bunu kırmış işte. mis gibi melodi. mis gibi groove. ton desen allah allah yani. başa al al, dinle. ki ben öyle yapıyorum. siz yapmayın. manyak mısınız amk?



6 Kasım 2017 Pazartesi

han solo ya da solo han 5: brothers in arms

bismillahirrahmanirrahim.
-
bayanlar ve baylar, sizi önünüzü iliklemeye ve ayağa kalkmaya davet ediyorum. dileyen secdeye de kapanabilir. hatta adaklar da adayabilir. zira mark knopfler'dan ve onun mesihliğini müjdeleyen solosundan bahsedeceğim: brothers in arms.
-
gitar çok garip bi alet. kimi saniyede 23424294234 nota basmakla övünür, kimi bulduğu riff'lerle. pek az gitaristte olan bir yetenektir melodilerle anlamlı bir cümle kurmak. hah işte, bu adam sadece cümle kurmuyor. işin kutsal kitabını yazıyor. dünyada kimsede olmayan tekniğiyle gitar soloyu duygusal anlamda belki de baştan yaratıyor.
-
abi açın şarkıyı, iyi bir kulaklıkla dinleyin. valla söyleyecek başka bir şeyim yok.
hatta ve hatta



28 Ekim 2017 Cumartesi

han solo ya da solo han 4: trilogy suite op: 5

kuru fasulyesiz pilav, şalgamsız rakı, kanbersiz düğün olur mu? hayır. peki malmıştın'ın olmadığı bir liste? olmaz tabii. bülübülü gitar tekniğinin ete, kemiğe, daşşağa, sarı fender strat'a ve egoya bürünmüş hali olan bu abimiz hiçbir ama hiçbir şekilde dikkatimi çekmemişti. sadece sevgili bebitom, at kafası erşen şen'in sürekli malmsteen çalmasından öğğtürü küçük bi' aşinalığım vardı. zaten sevemem de böyle hızlıları. ya da genel olarak hızı sevmem. her anlamda. işin dadını kaçırıyor. gerek yok.
-
bunalti.org vardı eskiden. gerçi hala var. oradan sürekli mp3 indirirdim. bir gün dayanamadım, indirdim bu malı. trilogy albümünden başladım. allah seçtirdi herhal. abi açtım albümü, şarkılar bir sıkıcı, bir sıkıcı... daraldım kustum, öldüm hızlı gitardan. iyi ki dedim seksenler metalcisi falan değilim. daha grunge'ın çıkmasına 10 yıl var. sert abiler kadın gibi giyinip şarkı yapıyor. en serti bile anne düğün saçı uğraşıyor. bu ne şeyim iştir? sıkıntıdan kendimi sikerdim. neyse efendim, geldi son şarkı...
-
dam üstünde un elerken, damdan düşmüşe döndüm. bu nasıl kompozisyon? bu nasıl sololar? riffler? klavyeler? davullar? gördüm mü ebenim tersini? gördüm. malmsteen'den özür diledim mi? diledim. sonra başka albümünü dinledim mi? hayır. niye? çünkü laubali olmamak lazım. çizgimiz belli. gel gör ki, klasik müziği metalle öyle güzel yedirmiş ki, hayranlıkla dinledim. çalabilir miyim? uğraşsam çalarım. uğraşır mıyım? asla. peki sıkılmadan yıllarca dinler miyim? dinliyorum. 

27 Ekim 2017 Cuma

han solo ya da solo han 3: layla

2017 çok garip yıl. anlatsam roman olmaz ama sıkıcı bir blog çıkabilir, sizin de sikinizde olmaz. zaten okumayın da. benim şahsi debelenmem. siz benim debelenmemi nereden bileceksiniz? (hello ahmet)
-
2017 garip diyorum, çünkü bu sikimsonik yılda albümlerden ziyade konserleri dinliyorum. bir gün yine konser dinlerkene karşıma pek saygı duyduğum, nev-i şahsına münhasır, pezevenk, şerefsiz evladı ve az buçuk orospu çocuğu gitar tanrısı papaz erik clapton'ın bu konserine denk geldim. 
-
erik'le muhabbetimiz tee lise zamanlarına dayanır. hiç unutmuyorum, halamın sevgili büyük oğlu haydar abi bana karışık cd hazırlamıştı. içinde elvis'ler, maiden'lar, bryan adams'lar ve bu oç vardı. aaabi koca cd'de takıla takıla bunun gitarına takılmıştım. oggadar güzel çalıyordu ki falan fıstık.
-
neyse konuya geleyim. bu konseri izledim ve deyim yerindeyse... neyse. durduk yere sikilmenin alemi yok. ayıb. her şeyden önce, böyle bir grup olmaz. haksızlık. terbiyesizlik. oç'luğun vücud bulmuş hali. sonrasında, böyle gitar solo olmaz. hele konserde. her nota, bir cümle değil. roman! üzerine bilimde ansiklopediler, rock'n roll'da amsiklopediler yazılır, çizilir ve saaaireler!
-
öyle işte. alın amk.




han solo ya da solo han 2: first strike is deadly

yine lise zamanları. sakalım falan yeni çıkıyor, yüzüm sivilceden geçilmiyor. giyinmeyi de bilmiyorum. gri kumaş pantolonun altına konvers çakması iğrenç ayakkabılar giyiyorum. sonra o ayakkabılar tırnak batması yapıyor. tipsizliğin, ergenliğin, mallığın doruk noktasındayım.
-
ha, hayatımda hiç mi güzel şeyler olmuyor? oluyor tabii. punk'tan thrash metal'e sikey geçiş yapıyorum. aşırı testesterondan kulaklarım resmen taşşak kokuyor. taaa ki testament'i keşfedene kadar.
-
soloyu yazan herifin adı alex skolnick. thrash metal'den başlayıp, caza uzanan bir yelpazesi var. caz yapmak için grubu falan bırakıyor. o derece manyak. derken bu albüm için tekrar gruba giriyor. bi sololar atıyor, bi sololar atıyor... o albümün ilk şarkısı da aha bu meret. davullar, gitarlar, vokal, bas nasıl da sert başlıyor. ''allah allah!'' nidalarıyla savaşa gidiyor gibiyim ama gidemiyorum. çünkü ortada ''allah allah?'' sorularıyla solo başlıyor. şarkının temposu değişiyor. yumuşak bir tonda, melodik bir solo giriyor. alex skolnick ''gitar böyle çalınır hammıa'' diyor. ben de ''eyvallah abi'' diyorum. o zamanlar gitar da çalamadığım için bu soloyu sürekli air guitar'da çalıyorum. zaten öylesi daha havalı. gel zaman, git zaman gitar çalmayı öğreniyorum. ne zaman solo yazmaya kalksam hep bu şarkının solosunu örnek alıyorum. iyi ki de alıyorum.



han solo ya da solo han 1: one

bu şarkıyı ilk dinlediğim anı dün gibi hatırlıyorum. lise zamanları. bulutlu bir iskenderun günü eroğlu tatlıcının karşısından geçip dükkana doğru gidiyorum. kulağımda yine kulaklıklarım. cd çalar'dan karışık metal cd'mi dinliyorum. 
-
önce silah sesleri girdi, sonra melodik arpeji, sonra distortionları... ''ulek şarkı nereye gidiyor?'' derken taramalı davullar ve riffler başladı. sonrası malum, gökten milyonlarla yıldız kaydı ve ben hepsini gördüm. hayır, tüylerim diken diken olmadı. hepsi erekte oldu ve aynı anda geldiler. 
-
böyle bir solo olamaz. böyle bir gaz olamaz. ama bas gitar yok? sikeyim bas gitarı. kim takar yalova kaymakamını? adımlarım hızlandı. dükkanı geçip sahile doğru gittim. şarkıyı defalarca baştan dinledim. sonra soloyu başa alıp alıp... ''kirk hammett'' dedim, ''aslında iyi gitaristmiş de haberimiz yokmuş...''



han solo ya da solo han

sikimsonik bir listeyle karşınızdayım.
beni en çok etkileyen gitar soloları paylaşacam.
hem geleceğim için bir anı olur,
hem de müzikal geçmişimi falan hatırlarım, bu da bana iyi gelir. 
''neydim, ne oldum amk?'' falan derim.
üşenmediğim bir zamanda devamını getiririm.

11 Ekim 2017 Çarşamba

ha iku, ha değil 20

kamaşullah 
da bir
tanrıdır.

10 Ekim 2017 Salı

ha iku, ha değil 19

şımarık bir kedi cilvesi.
ya da pençesi.

9 Ekim 2017 Pazartesi

ha iku, ha değil 18

saçı taramak berberliğin şanından.
saçım olmasa bile.

ha iku, ha değil 17

kendimi, kendime anlatıyorum.
o kadar uzun boylu değilimdir.

8 Ekim 2017 Pazar

ha iku, ha değil 16

ben
sonbaharda
çiçek açarım.

5 Ekim 2017 Perşembe

ha iku, ha değil 15

insan
özünden kopamaz.
fight!

3 Ekim 2017 Salı

ha iku, ha değil 14

manyak mısınız abi?
ne okuyorsunuz?
tarih mi?

29 Eylül 2017 Cuma

şizolog 5

- insan bazen hırslara kapılıyor. yanlış olan seçenekleri sırf seçilmeyen doğruyu pekiştirmek için seçebiliyor. ''bak nasıl yanlış yaptım?'' yaşamak, anlatmaktan daha güçtü bir ifade şekli. daha gerçekçi. tabii kendin için. kimse senin gerçeklerinle uğraşmak istemediğinden tüm bu safsatalar -ki benim için bile öyle- senin umursadığın kadar gerçek değil.
insan kendini bazen kendini çok umursuyor. umursadığımız yerde olsaydık şimdi daha kötü olurduk. iyi ki hayatımız bizim kontrolümüzde değil. düşünsene, bir oyun yapıyorsun ve tüm şifreleri kullanıyorsun. tamam, her şey bir tercih ama bildiğin halde kullanmamak aptallık. iyi ki bazen aptalız. bilemiyorum. bazen bizi anlamak için çok çalışıyorum. olmuyor. olması için zorluyorum. olmuyor. çok çekilebilir bir insan değiliz sanırsam. ve sanırsam, yalnız öleceğiz.
+ 2 kelimenle insanı utançlarına götürebiliyorsun.

şizolog 4

- ne içtin be?
+ normal.
- neden içtin be?
+ sana ne.
- seninle de hiç muhabbet kurulmuyor.
+ kanka bu kafayla siktir git.
- ama ben senin mantığınım.
+ bunca zaman sana uydum da ne oldu?
- bir bok olmadı. ama bir bok olması gerekiyor muydu?
+ mantık başka ne işe yarar?
- yeni hatalar yapmaya yarar.
+ yeteri kadar yoruldum hatalardan. sıkıldım, bunaldım. bırak bayılarak ayılayım.
- ama ay sonu.
+ ben her zaman sonundayım.
- çünkü huyun bu.
+ çünkü huyun bu.
- ne zaman büyümeyi düşünüyorsun?
+ ooo, soru ters yerden geldi.
- ne zaman?
+ asla.
- ne zaman küçülmeyi düşünüyorsun?
+ daha ne kadar?
- ooo, beklemediğim yerden vurdun.
+ arada boks yapıyorum. taktik, maktik... ayıks?
- rüzgarın sesini duyuyor musun?
+ bazen.
- o kadar ayıks. yapraklar senden daha anlamlı konuşuyor.
+ hep mi melankoliktik lan biz?
- hep.
+ hiç mi değişmeyeceğiz lan?
- hiç.
+ ya bir gün sıkılırsak?
- o zaman işler değişir.
+ ben çok yoruldum. bi' bira daha içicem.
- zıkkımın kökünü iç.
+ alışmış, kudurmuştan beterdir.
- https://www.youtube.com/watch?v=jySfU10IQu4

23 Eylül 2017 Cumartesi

şizolog 3

- gece acıkmalarından nefret ediyorum.
+ kedin sıçarken acıkabiliyor musun?
- ne alaka?
+ ne bileyim yani, yanda patır kütür dünyanın ırzına geçiyor ve sen bunları düşünüyorsun.
- ruh hastası mısın?
+ nop. sen ruhsun.
- sen de hastasın?
+ bak, bazen kendimizi tamamladığımız oluyor. bence ben varım diye bu kadar söylenme.
- alışayım mı?
+ hayat zaten bir alışma değil mi?
- günün her saati felsefe mi yapıyorsun?
+ beynini açık tutmak lazım. sen sporu erteliyorsun ama ben beyin cimnastiği yapıyorum. ben doğuş'un beyin cimnastiğiyim. böö! neticede alışma da. kabullen.
- alışmakla kabullenmek arasında ne fark var diye sorcam ama saat neredeyse gecenin 2'si amk. komşular sevişti de uyudu.
+ bundan sana ne? insanların özel hayatlarını sorgulamaya utanmıyor musun?
- duvarlar o kadar ince ki hayatları pek de özel kalmıyor.
+ peki onları duyarken acıkabiliyor musun?
- olm senin derdin ne? niye bu kadar uçkuruna düşkünsün?
+ tebrikler! hayatınız boyunca ilk defa uçkur kelimesini cümle içinde kullandınız. 
- pardon einstein.
+ insanın alışmadığı yanı, onun hafızasıdır olm. bunu unutma.
- peki ya tanışmadığı yanı?
+ ne demek bu?
- tersim pistir demek.
+ bence evin de pis. insan yaşıyor burada. ne bu hal? her yer kedi tüğü.
- e kalk temizle amk.
+ kalkmıyorsun ki temizleyeyim.
- aynı bedende yaşamak zor.
+ ama kabullenilebilir bir şey.
- o zaman yarın fabuloso alalım. bitmiş evde.
+ çamaşırları da yıkamak lazım.
- gitar tellerini almak, takmak...
+ pedalboard'u yerleştirmek...
- rick and morty izlemek...
+ hacı ben şimdiden üşendim.
- aynen kanka. yat gitsin.
+ yep. iyi geceler.
- boktan rüyalar.
+ o garanti.
...
- ben acıkmıştım lan.


22 Eylül 2017 Cuma

şizolog 2

- açım.
+ ''açlığa alışıyor insan, peki ya deliliğe alışabilir mi?'' demiş şair.
- sabah sabah felsefe yapma! zaten kahvaltı da yapmadım.
+ erken kalksan yapardın. olm bak, bir sorun diğerini tetikliyor, o da diğerini, o da diğerini, o da diğerini... kocaman bir sorun yumağı oluyorsun. çözüm bulmak istiyorsun, kayboluyorsun. yumak gibi kalıyorsun işte. sonra bir kedi geliyor, seninle oynuyor falan... kim bilir, belki de sorunlarımız hayatın güzelliklerini görmemiz için tanrının bize sunduğu nimetlerimizdir.
- dooş, sadece açım. ekmek üstü tereyağı istiyorum. çay istiyorum. sessizlik istiyorum.
+ peki çaba gösteriyor musun? 
- ekmek üstü tereyağı için mi?
+ böyle sorunca saçma oldu.
- ulan ben de onu diyorum! senin varlığın saçma! amına koyim, dünyada başka beden yokmuş gibi geldin bana salça oldun.
+ beni de ekmeğe sür. salça olmuşum ya.
- ey güzel allaam...  
+ şaka şaka, bak şurada güzel bir kahvaltıcı var. gel, kahvaltı ısmarlayım sana.
- sanki kendi cebinden ısmarlıyor amk şizofreni.
+ aaa, ayıp ediyorsun. şimdi senli benli mi olduk?

şizolog

- uyan.
+ 5 dakka daha...
- uyan! 4 haftadır spora gitmiyorsun?
+ ama dengeli besleniyorum...
- lan yarak, bu kadar parayı dengeli beslenmeye mi veriyon?
+ sana ne amk? keyfimin kahyası mısın? 
- neydin, ne oldun dooş. bak, işe de geç kalıyosun.
+ taksiyle giderim.
- ananın karnından da taksiyle mi çıktın?
+ ağzını topla oç! 
- toplamazsam nolur?
+ ananın amı olur.
- ağzını topla oç. hazır kalkmışken yatağı da topla.
+ hayatım boyunca yatağımı toplamadım, toplamam da...
- biliyorum.

19 Eylül 2017 Salı

ha iku, ha değil 13

dalında yeni çıkmış bir yaprak 
sararıp düşüyorsa
bu da bizim utancımız.

18 Eylül 2017 Pazartesi

ha iku, ha değil 12

şeytan, 
ruhunu satmaz.
kiralar.


12 Eylül 2017 Salı

ha iku, ha değil 11

rukawa kaede ve
taro misaki
bir değil.
11.

11 Eylül 2017 Pazartesi

ha iku, ha değil 10

yorgunluk da bir bağımlılık.
insan uyuşmaktan uyanamıyor.

8 Eylül 2017 Cuma

ha iku, ha değil 9

iyi blues,
içmeyene bile
sigara yaktırır.

ha iku, ha değil 8

ülkeler değil,
ruhlar nota verir...
do!

7 Eylül 2017 Perşembe

ha iku, ha değil 7

hayat bazen
makinada bekletilmiş
çamaşırların kokusuna
leşdeğer.

6 Eylül 2017 Çarşamba

ha iku, ha değil 6

kendine yakışanı yapan,
kendine yapışanı duyar.

ha iku, ha değil 5

gece olur,
ben doğarım.
seninle.

5 Eylül 2017 Salı

ha iku, ha değil 4

üzüm,
özüme baka baka
şarap olur.

ha iku, ha değil 3

hayaller gerçekleşince
hayat,
olur.

ha iku, ha değil 2

bulutlar geçiyor üzerimden.
ben
bulutların üzerindeyken.

ha iku, ha değil

umut
öyle sıcak bir
güneş ki,
insanın yanası geliyor.

29 Ağustos 2017 Salı

üşengeç meraklar 4

anlamadığım bir şey var.
insan niye zararlı bağımlılıklar yaşar?
sigara, alkol, uyuşturucu, şiddet...
uzar gider liste.
ama kimi insanlar orada olmak ister.
anlamam da bunu.
çözümsüz gelir bana hep.
acizce.
daha mutlu bir dakika, mutsuz bir ömre bedel.
insan bunu düşünemez mi?
insan düşünmek için yaratılmadı mı yoksa?
insana çok mu anlam yüklendi?
biz, bize öğretildiği gibi aslan, kaplan
veya bilimum yırtıcı neşriyat değil miyiz?
balon muyuz kendi kendine şişirilen?
özünü unutan virüsler miyiz yoksa?
malum, insan önce kendi hayatını,
sonra diğerlerini yıkıp geçer.
insanlığın özünde bu var.
peki içimizdeki yok etme dürtüsü mü harekete geçiriyor
üzülelim diye?
ne için üzüldüğümüzün önemi yok.
yoksa bu benim şahsi melankolik problemlerim mi?
bence değil.
mantıkla yazıyorum bunu.
duyguyla yazacak olsam burası aşk şiirleriyle dolup taşardı.
neyse, gerçekten anlamıyorum.
insan neden üzülme ihtiyacı hissediyor?
duygular da, tat gibi mi?
bugün canım hiç tatlı çekmedi ama ekşinin eksikliğini hissettim.
gerçi canım uzun süredir tatlı çekmiyor.
simit şeklinde göbek, şeker hastalığının en önemli habercilerinden biri
ve bilin bakalım kimde var?
bingo!
bende!
ben de!
özetle,
insanın duygularını kontrol edebilen bir canlı olduğunu düşünmüyorum.
id, egodan her zaman daha büyük.
ölçmedim ama sokakta görüyorum.
siz de görebilirsiniz.
sandığımız kadar zeki değiliz.
sadece bataklığımızda boğuluyoruz.
buna da kibir diyoruz.
kibrinde boğulanlar, yukarıda dediklerim içinde kayboluyor.
belki de kaybolmuyor.
bilmiyorum.
anlamak için elimden geleni yapsam da
valla anlamıyorum.

18 Ağustos 2017 Cuma

üşengeç meraklar 3

anlamadığım bir şey var.
insan neden geçmişine sığınma isteği duyuyor?
en ufak bir soruda, sorunda
geçmişe sığınma isteğinin kökünde 
ana rahmine dönüş isteği mi yatıyor?
hani mevzu orada başlamıştı ya, 
yumurta ve sperm. 
kıps?
coşkun sabah bile bunun ekmeğini yedi.
adamın tek hit şarkısı
''anılar''
şöyle bir baktım da
hiç gelecekten bahseden bir şey yok.
gelecekten bahsetmek için kahin olmaya da gerek yok.
biraz umutlu olmak yetiyor.
sabah bir uyanmışsın,
karşındaki ağaçta kuşlar ötüyor.
hafif rüzgarda sallanan yaprakların sesi
gülümsemene eşlik ediyor.
sonra ''iyi ki'' diyorsun,
''umutluyum''
bilmiyorum dostlarım.
insanların geçmişe sığınma isteğinin kökünde
belki de öğrenilmiş çaresizlik ve kadercilik yatıyor.
çünkü arabesk kültürün insanlarıyız.
bunu aşağılamak amacıyla söylemiyorum ama
bu kadar kaybeden edebiyatı yapmak bana boş geliyor.
ya da alayına isyan, inadına comolokko takılmak.
millet uzayı fethederken retrosalak olmak,
boyuna nostaljik listeler okumak, paylaşmak falan.
valla anlamıyorum.



16 Ağustos 2017 Çarşamba

üşengeç meraklar 2

anlamadığım bir şey var.
insan iletişim dilini nasıl buldu?
kelimeleri falan?
ilk çağlardan bir insan diğerine ağacı kastedip
''hövövöv'' derken
diğeri o sözün ağaç olduğunu nerden anladı?
ya da hemen mi kabul etti
ağacın ''hövövöv'' olduğunu?
belki ona göre ağaç ''eololol''
hadi basit objeler neyse,
ava çıkmışsın, peşinden çakallar kovalamış,
kaçarken fil bokuna basmışsın ve o esnada bir uzay gemisi görmüşsün.
bunu mağaradaki karına nasıl anlatırsın?
eylemler karmaşıklaştıkça, dil de karmaşıklaşmıyor mu?
ya da mağara resimleri bunun için mi yapıldı?
''hanım ben sana anlatıyom, anlamıyon. en iyisi çizerek anlatayım'' mı dedi?
gerçi hanımlara laf anlatmak biraz zor ya bu da başka bir yazının konusu.
o dönem herkes mi picasso amık?
çizemeyen napcak?
bokundan heykellerle mi anlatacak?
insan neden iletişim kurmak zorunda?
sonrasında şizoit zırtapozluklar yaşamasın diye mi?
e şizoluk da insanın kendiyle kurduğu bir iletişim değil mi?
neye göre sağlıklı veya sağlıksız diyorlar?
kafam allak bullak.
valla anlamıyorum.

15 Ağustos 2017 Salı

üşengeç meraklar

anlamadığım bir şey var,
sonsuz güçteki tanrı önce melekleri, 
sonra insanı yaratıyor.
meleklerden biri ''ben onlara secde etmem'' diyor.
''onlar topraktan, ben ateşten'' diyor.
''hepsinin aklını alıcam, yollarından çıkarıcam'' diyor.
sonsuz güçteki tanrı da ''tamam'' diyor.
''kapışalım''
anlamadığım şey şurada,
aga, sen sonsuz güçte değil misin?
''ol'' diyince olduruyon falan?
kendi yarattığın melekle neyin kapışmasına giriyon?
parmağını şıklatsan meleğin düşüncesi değişecek,
istesen onu ankaralı turgut'a bile çevirebilirsin.
niye bizi yoruyon?
madem sonsuz affedicisin, 
önce onu affet.
eğilmedi diye ne bu inat?
ki bu günah değil mi?
biz iddaa malzemesi miyiz?
oldu olacak üst oyna da katmerli kazan.
top senin diye, senin kurallarınla oynuyoz.
insanlar da buna inanıyor.
valla anlamıyorum.