26 Mayıs 2017 Cuma

denememeliler 2

merhaba hayatı dick'ine yaşayanlar!
naber?
soluksuz bir haftayı geride bıraktık değil mi?
ağır mesailer,
yorgun ve yalnız geceler,
bol düşünceli uykularla
hafta sonuna ulaştık.
ya da yeni sorun ve sorularla o bize yaklaştı.
bilemiyorum.
blog'un adından da anlaşılacağı üzere
zamanla ilgili problemlerim var.
hep vardı.
hep olacak da.
sanki biz zamana değil de
zaman bize yaklaşıyor gibi hissediyorum.
yaptıklarımızın bir önemi yokmuş gibi.
her şey yazılmış gibi.
post modern kadercilik diyelim buna.
ki kader inancından nefret ederim
ama insanın bazen kendiyle ters düştüğü zamanlar var.
ne yaparsın?
ben böyle durumlarda bir bira daha açarım
zihnim biraz daha uyuşsun diye.
sanki yeteri kadar uyuşmamışım.
uyumamışım gibi.
toplumsal tembellik.
göt yayma isteği.
insanlar tarafından
tanrılar gibi yetiştirilen çocuklarız biz
ve kaybetmeyi bilmiyoruz.
tırt jenerasyonların başlangıcıyız.
hızlı değişim mi tırtlığı getiriyor?
olabilir.
peki bu tırtlığın çözümü ne?
bittabi yoz bir kültür olduğumuzdan hayatta bir boka çözüm bulmuyoruz.
neticede en basit ev işleri için bile usta çağıran insanlarız.
birbirimizi kandırmayalım.
türkiye cumhuriyeti sınırları içinde çözümümüz yok.
kullan-at tıraş bıçakları gibiyiz.
kimi teknolojilerin taşaklarında,
kimi indirimlerin koltuk altındayız.
birbirimizi kandırmayalım.
dünya bir balta olsa
biz o baltaya sap bile olamazdık.
kestiği odundan hallice olur,
yan yana
yana yana halimize yanardık.
sizi hiç rahatsız etmiyor mu bunlar?
mesela ev-iş yollarında neler düşünüyorsunuz?
tek gecelik hayatlarınızda gördüğünüz son yıldızı hatırlıyor musunuz?
ya da en son kendiniz için ne zaman eleştirel bir şey söylediniz?
toplum olarak genel sorunumuz bence kendimizi eleştirmiyoruz.
bu da aileden gelen tanrısal yetiştirme duygusuyla alakalı.
hepimiz yakışıklıyız.
hepiniz güzelsiniz.
hepimiz zekiyiz.
hepimiz bir taneyiz
ama toplamda milyonlarca gerizekalıdan ibaretiz.
milyonluk utançlarız.
milyonluk kibirleriz.
''biz türk'üz, bize bir şey olmaz''ız.
dünyanın kara deliklerinden sadece biriyiz.
biz adana kebabını hak etmiyoruz.
biz künefenin lezzetini,
rakının muhabbetini,
boğazın büyüsünü hak etmiyoruz.
biz ovalardaki çiçekleri,
ormanlardaki serinlikleri,
denizlerdeki özgürlüğü hak etmiyoruz.
biz koca bir yığınız.
sıkıştırılmış bir metrobüs kazasıyız.
bizden adam olmaz.
yeni haftada da baş ağrılar.



dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.