7 Aralık 2015 Pazartesi

geç gelen yeni yıl hediyesi.

sene her sene olduğu gibi bu sene de önemsiz.
ne gerek var ki zaten?
bir sigara kadar süren hayaller etrafında
birbirine girmiş saçlar
anlamadığımız amaçlarla biz
uyanmışız sabaha doğru.
üstelik insanlar bize gülmüş.
üstelik daha gün açmamış.
lanet olsun,
hala uykumuz var.
kaç öpücük kadar sürecek bu uyku hali?
dilimiz damağımız kurudu da
biz hala öpüşme derdindeyiz.
halbuki öpüşler ıslak daha güzel.
bu arada
merhaba ıslak düşler!
zaten kim okuyor ki bizi?
allah'ın delisi!
bu laf da sana gelsin.
her şey...
-
ben de isterim kapıyı açtığımda öpmeyi
lakin
utanıyorum.
salaklığımdan utanıyorum belki de.
anlamıyorum,
bilmiyorum,
görmüyorum.
hayat
çok salak bir üç maymun.
ve ben hala evrimleşemedim.
hehehehe.
-
gülüşünü seviyorum.
kokun kadar.
-
iyi geceler.

peyk.

bir nefes kadar yakınım dünyaya.
bir ölüm kadar uzak.
her şey meymenetsiz bir sözle başladı,
bir şarkı gibi devam etti.
biz öksüz,
biz yetim,
hayallerimiz yoksun.
bir gaz sobasının yanında
hüzünbaz öpücükler,
korkak sarılmalar
ve
anlamsız hisler diyarında...
merhaba bir çift el.
merhaba yarınlar.
merhaba dünüm.
merhaba alkol
ve
merhaba...
-
gerçek olan ne varsa ilk defa bu kadar hayal.
ben neredeyim bilmiyorum.
fonda alışmaya çalıştığım bir müzik,
yanda alıştığım bir ten.
"ama olsun,
aldat beni.
aldat, aldat, aldat
ölene kadar."*
-
şimdi nefesini dinliyorum.
cennet pazartesilerde saklı.
belki iki üç akor,
belki bir gün doğumu
eğer uyanırsak.
beş sene önce söyleselerdi
gülerdim.
şimdi iyi ki güneş doğuyor.
-
kaybolmak
hiç bu kadar sobe olmamıştı.
el...


*peyk.

23 Kasım 2015 Pazartesi

zaman değişiyor.

perdeleri kapatılmış bir pencere
ne kadar pencere olabilirse
o kadar özgürüm.
-
akmayan ama sadece damlayan bir çeşme kadar
rahatsız edici,
her damlası
beyne işlercesine.
-
sevmediğim dil kuralları
otomatik bir portakal edasıyla
ekmek kapısına doğru uzanıyor.
bir yandan büyük biraderin odası yukarıda.
hepimiz mahkumuz,
hepimiz ucuz işçi.
emek pahalı,
bunu çalışınca anladım.
emek değersiz,
bunu da aşağıdayken...
-
ben olmazsam başkaları olacak.
neticede herkes sırada bekliyor.
birbirine gülerken anlamsızca bencilliklerin peşinde koşacak o kadar insan var ki
ne ben sayabilirim onları,
ne de saymak isterim.
en fazla, iş arafı der geçerim.
hayatı ne hayat,
ölümü ne ölüm.
-
perdeleri açılmış bir pencere
ne kadar özgür olabilirse
o kadar özgürüm.
ruhumda sineklikler kaplı
ve ben dışarı çıkamıyorum.
kendi içimde bir mapus hayvanlığı.
bir bokun üstünde belli olmayan saatler içinde dönüyorum.
hani geceleri imparatorluğumuzu kuruyorduk?
imparatorluklar çoktan yıkılmış!
devrimler çoktan yapılmış!
devrimin, ve devrimin ve devrimin...
devrimini görmüş insanlar
bize yalan mı söylediler şimdi?
sabah uyandığımızda onlara güvenmeyecek miyiz?
belki de.
belki de.
belki de.
bir kibritlik canı olmayan hayallerimiz,
bir sözle yıkılacak belki de.
olsun.
bir tek atarak dirilen hayallerimiz,
ikinci tekle coşacak,
çünkü biliyoruz:
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
zaman değişiyor.
-
tesla'ya hürmetlerle.

22 Kasım 2015 Pazar

bu yazı bir şarkı boyunca yazıldı.

sözcükler iki melodiden az,
dertler melodileri aşacak kadar.
ve ben yalnızım.
merhaba sabah.
-
bazen düşünüyorum,
acaba bir yanlış var da ben mi fark etmiyorum.
sanırım anlamıyorum.
bana kalsa her gün gece.
yıldızlar, güneşten parlak.
siyah, maviden mavi.
şehir ölü.
ben de parçasıyım.
bazen anlamıyorum
ya da
anlamamak işime geliyor.
-
çalışmak güzel ama yaşamak daha güzel galiba.
yani, öyle ümit ediyorum.
hayatımın keyfi 2 bira kadar.
ben ilk yudumda kusmuş gibiyim.
bazen bir sokak müzisyeninde buluyorum ruhumu.
bazen anlamıyorum.
ya da
anlamamak işime geliyor.
-
sıkıldım be can.
verdiğim nefes, aldığımdan fazla,
sanki ölmüşüm gibi.
sanki gözlerimi hayata kapıyorum gibi.
her sabah, başka bir ölüme merhaba.
ben yoruldum.
-
bir artı bir evimde sonsuz metrekareler içinde
hayallerim.
ve ben yalnızım.
yıllardır süregelen mutsuzluğum artık katlanılmaz boyutta.
ben, sizi sevmiyorum.
ben, size katlanamıyorum.
ben, sizi görmek istemiyorum.
sizler benim zorunluluğum,
vicdanımın sesi.
delirmemin sebebi,
yalnızlığımın...
artık yoruldum.
nefes almakta zorlanıyorum,
sevmekte zorlanıyorum,
aşka inancım bitti.
siz neredeyseniz ben orada değilim.
her anım ayrı dayanılmaz.
her anım ayrı promil.
ruhun ölçeri yok.
içmesem de içtim sayıyorum kendimi.
bazen ay sonlarını düşünüyorum,
beş para etmez paragözlerin ellerinde sürünüyorum.
bazen ay sonlarında ölüyorum.
ne anlarsınız ki?
nasıl olsa ben gülen adamım.
ne dinlersiniz ki?
her gün biraz daha gece.
ruhum kararırken neredeydiniz ki?
bakın, hava soğuyor.
bakın, bir insan ağlıyor.
bakın, bir şarkı bitiyor.
buraya kadar.
şimdi yeniden başlama zamanı.
merhaba pazartesi.
-
https://www.youtube.com/watch?v=2EBvIFInDC8

12 Eylül 2015 Cumartesi

eski konak

gök gri,
ruhum mavi.
her şey tersine döndü bir sabah
ve ben uyandım.
yağmur şimdi anlamlı.
-
sokağımın kedileri penceremin önünde,
kalan iki lokmayı da paylaşmışız.
birlikte daha güzeliz.
penceremin karşısında rüzgardan yapraklar.
güzeliz.
sandığımdan güzel.
-
bir hayal,
kağıttan duvarlar etrafında.
kuş uçsa temelden sallanıyoruz.
ruh göçse,
temelsiz kalıyoruz.
her şey
bir temele bağlı.
her şey
şimdi anlamlı.
-
devam filmi gibi hayat.
gayet popüler,
renkli
ve bir o kadar gişekar.
izlemek, yaşamaktan zor.
yaşamak, izlemekten sıkıcı.
iki ucu çoklu
sihirli değnek.
nereye dokunursak.
abra
ve 
kadavra.
-
kalan son rakım,
biraz da şalgamım,
mezem yine hayallerim.
hayallerim yine hayatım.
bir sokak kadar küçük,
bir sokak kadar samimi.
merhaba bakkal abi!
yine ben geldim.
-
zor kelimelerin
anlamsız cümleleri gibi insanlar.
ve ben anlamadığım dillerde dinliyorum insanları.
hayaller, hayatlarda saklı.
hayatlar,
vaatlerde.
bir cümle bazen hayat değiştirebilir.
bu, cümleyi sevmekle alakalı.
bir cümle bazen olmayabilir.
bu hissetmekle.
-
olumsuzluklar,
karanlık odalar,
ayda bir görüştüğüm dostlar
ve
ebedi sessizlik.
merhaba eski konak.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

olmuş ile büyümüş

sahilde unutulmuş çocukluğum
hala gemilerin peşinde.
dalgalar bir dosttan öte sanki.
balıklar her an yoldaş,
gökyüzü her an sarhoş.
-
büyümek hala aklımda bir işkence.
sorularım bir vaat,
sorunlarım biraz hayal kırıklığı.
oltalardaki yalnız solucanlar,
ahirette bizden hesap soracaklar.
-
şimdi ıslıklarım bölüyor dalgaların sesini
yosunlar sarmış içimdeki gezgini
bir adım atsam denize doğru, dayanamam
bir atsam kendime doğru, boğulurum
olmuş ile büyümüşe çare olmazmış.
ben o gemileri çoktan yaktım.

16 Mart 2015 Pazartesi

her an

ziyan olmuş bir sözün heceleriyim ve
beklerim geceyi gözlerim kör.
küçülmüş benliğim yokluğa hasret ve
bitmeme ramak kalmış.
-
heyhat, yarın olmuş.
yarınlar dün olmuş.
anlar aynı olmuş.
saatim durmuş da
ben geceyi fark edememişim.

uykunun bir önemi yokmuş.
-
her an iyi geceler.
her an günaydın.

1 Mart 2015 Pazar

alfred'in son günü.

...o sabah alfred bir huzursuz uyandı.
yalnız yaşıyordu.
bir apartmanın yedinci katında
musluk sesinden başka bir sesi yoktu.
aç değildi.
tok da değildi.
yatağından kalktı usulca,
pencereden şehre doğru baktı.
şehir puslu,
şehir nefret dolu
ve şehir kimsesiz...
milyonluk hayal kırıklığı ayaklarının altındaydı alfred'in.
yine yüzünü yıkadı,
yine dişlerini fırçaladı.
aç değildi.
zaten tok da değildi.
kan çanağı gözleri düşüncelerini ele veriyordu.
her zamanki kıyafetlerini giydi.
pantolonunun yırtık paçasına baktı,
aldırmadı.
evin kapısını kilitledi ve aynaya baktı.
alfred, otuz yıldır yaşıyordu.
alfred, otuz yıldır alışıyordu.
alfred, otuz yıldır dayanamıyordu.
yeni kestirdiği saçlarına baktı.
sakallarının arasına karışmış beyazlara...
üç ay önce duran saate baktı.
anı düşündü,
anı kaçırdı.
kim bilir, belki de temiz hava almak istedi.
pencereyi açtı,
kendini yavaşça aşağıya bıraktı.
apartmanlar üçüncü kattan sonra daha zararlı.
ve müteahhitler
ve mühendisler
artık bunu anlamalı.

dinlemek lazım.

Loading...

ha? ne?

Fotoğrafım
hayatı ve sonrasını seviyorum.