29 Ekim 2025 Çarşamba

dışarıdan bakınca

dostlarımın aydınlık sandığı,
karanlıkta çakmaya çalıştığım bir çakmak sadece
bitmek üzere olan.
çaktıkça yanmayan.
rüzgar da yok üstelik..
yaktığım tek şey de sigara olsa keşke.
belki çocukluğum,
gençliğim,
hatta geleceğim.
ve dahi sevdiklerim..
-
elbet ben de bir gün geleceğim aranıza.
fakat o gün, bugün değil.
çünkü yazar birkaç yıldır iyi değil.
anlatmak zorunda mı?
bence değil.
bu da bunun dilemması.
-
küçücük odada bilmem kaçıncı sigara?
-mesajları görmüyor.
aklımdan geçenler, beynimi delip geçiyor.
-telefona cevap vermiyor.
kendimi yakın hissettiğim insanlar...
-kimde anahtarı var?
kusura bakabilirsiniz.
-birini arayın!
-
dramatize etmeye gerek yok.
kaç yıl yaşarsak yaşayalım hayat üç günlük.
üç günlük dünya için bu kadar şey?
gereksiz.
-
empati kurmaya çalışıyorum.
deniyorum, olmuyor.
büyük savaşlar zamanı kaçıncı defa cepheye çağrılan bir anadolu çocuğu olabilirdim.
soykırım zamanı kolumda bir numara; o an için hiçbir numarası olmayan biri olabilirdim.
ortaçağda günümüze göre çok daha genç yaşta hastalıktan ölebilir,
bir peygambere inanmıyorum diye son nefesimi verebilirdim.
örnekleri çoğaltabilirim;
meslek hastalığı.
hepsi de insan üstüne.
peki ama ya bir kelebeksem?
90'larda bir ilkokul çocuğu için okul önünde satılan kutuların içinde
yaprağı yiyen bir koza isem?
isem dediysem kafiyeden de
işin aslı,
ya bir kelebeksem?
tüm varlığım, bir gün uçmak üzerine ise?
her evrim, 
bir devrim.
eşsiz kanatlarım o güzel turuncu gün ışığında, tatlı bir esinti eşliğinde savrulurken
ben bir kadının omzuna konsam ve o şaşırsa?
yanındaki çocuk beni gördüğünde mutlu olup, peşimden koşsa?
minik bir yakalamaç oynasak
o yakalayamasa da 
ben onun parmağına konsam.
bir sahilde,
tam karşıda güneş 
ki o da batmaya yakın..
yakın sigaraları dostlar yakın.
bu sefer de benim için yakın.
-
bazen fazla uzatıyorum.
-
bu bir yardım çığlığı değil.
bir kabulleniş.
zamanını bekleyen bir gidiş.
ölüm kimileri için dile kolay.
benim için dilek, olay :)
bok gibi şaka ama ne yazık ki son şakam değil.
merak etmeyin.
okuyun
geçin.
-
çünkü ben geçemiyorum.

5 Ekim 2025 Pazar

melekler ve şeytanlar

sağ yanında ben varım.
sol yanındakini şey..
tanırım da
çıkaramam.
-
dibe düşmek her insanın hakkı.
çünkü herkesin yaşadığı şey farklı.
doğumlar ve ölümler;
olurlar ve biterler.
zira hayat dediğin hesaplanamaz.
gel gelelim,
her yaşanan da insanın böğrüne bir ok gibi saplanamaz.
insan biraz akıllı olmalı.
enayilik, sırlarda saklı kalmalı 
sayın abicim.
insanların dolduruşuyla olduğun bu karakterde
insan bu kadar patlayamaz.
empati biraz.
-
kaç yaşına geldin?
kim bilir yaşın da çoktan geçti 
göz yaşını.
üzüntüden fazlası korkaklık.
korkaklığın fazlası kuklalık.
sayın abicim,
gün gelir seni kukla niyetine oynatan ipler
boynuna dolanır;
asılırsın yalnız başına.
intihar günah.
bir gün ah
deme diye
uyarıyorum.
bak, sağ yanında duruyorum
ve aha da buraya yazıyorum.
-
düşün,
bana gelene kadar ne çok uyaran var.
etrafındaki insanlar,
içindeki fırtınalar,
bitmeyen girdaplar...
düşün abicim düşün.
en dibe kadar düşün.
kalkmadıktan sonra düşün
ne önemi var?
-
dürüst olalım birbirimize;
hayatı sana ben öğretemem,
yılgınlıklarını ben gideremem,
içindekileri ben bilemem
çünkü yerim belli.
ben sadece yazarım.
hayatım bu
ki sağ yanında bu kadarlık varım.
sol yanındaki şey...
tanırım
ama sanırım o senin
tanrın.
-
bu kadar çok şey yazdım
ama uzun uzun yazdığım her şeyi tek cümleye sıkıştırırım.
aslında özeti şu;
bir insan için ancak bu kadar utanırım.

19 Eylül 2025 Cuma

deve-cüce

bir balyozdan 
daha sert vurur insanın yüzüne
gerçek.
-
geri çek
kendini
geri çek.
sonra
gel, çek
derdini.
ihtiyacın var.
-
uymaya çalıştığın oyun 
bir deve cüce.
cüce dev aynasında,
deve bir mezarın başında.
sense bu dünyada
ne devesin ne de bir cüce.
bak, elindeki kalmamış güce.
yalnız bırakıldın 
zaten yalnızdın da.
her sabaha yalnız kalktın.
uzun gecelerde yalnızca bayıldın.
uyumadın, uyanmadın.
düşlerin ya da kabusların olmadı.
söyleyecek sözün
ki o senin özün...
sustun, olmadı.
konuştun, duyulmadı.
bağırdın, umursanmadı.
mecburen şakaya vurdun, 
haline güldün.
-
kör kurşunu bilemezsin de
kötü niyet bile bile vurur insanı.
bak,
uymaya çalıştığın oyun
sense sadece güdülen bir koyun.
ve demiştim,
bir balyozdan 
daha sert vurur insanın yüzüne
gerçek.
geri çek
kendini
geri çek.
çünkü sonunda 
biri kesilecek.

7 Eylül 2025 Pazar

pazarcının oğlu

zor bir cumartesi 
ve ertesi...
içim adeta bir pazar günü değil,
adeta bir pazar yeri bu sabah.
-
görüyorum kim kaç kuruşluk,
kimin içi çürümüş,
kimin mevsimi geçmiş de tadı bozulmuş,
kim çakma,
kime çakma...
acı ama gerçek.
bu poşet dolacak fakat sonra bazıları çöpe gidecek.
gitsin de.
para bende.
-
''gel vatandaş gel!'' diyorlar 
ben de ekliyorum:
''git vatandaş git!''
zaten herkeste bir gelgit.
kendi dalgandayken sorun arıyorsan, 
her yer derya deniz.
boğul
oğul.
-
gel gelelim asıl sıkıntı şu;
denizdesin,
sakin, güzel*...
isteyene bir elde imroz,
bir elde yakamoz.
ama kimse kum çıkarmıyor.
herkes vurgunun peşinde.
biraz uzaktan bakınca
dışarısı da can pazarı değil,
balık hali.
-
kim anlardı balığın halinden arkadaşlar, ben anlayayım?
saldım bir olta, tuttum birkaç balık tee 12 yaşımda.
inanmadılar en başta, inanmazlardı da.
dooş tee 12 yaşında, tutmuş alabalıkları bir başına.
iş yemeye gelince, yiyorlar ama...
ben yemedim.
-
konu sapıyor, toparlaması zor olacak :)
dönüyorum en başa.
o kadar başa değil;
haşa!
-
zorlandığım şeyleri anlatmak istiyorum
yapamıyorum.
çünkü zor bir cumartesi 
ve ertesi...
içim adeta bir pazar günü değil,
adeta bir pazar yeri bu sabah.
-
değersizim.
içim çürümüş.
mevsimim geçmiş.
hissettiğim şey çakma.
aklımdan geçen tek söz,
''hayır ona çakma!''
acı ama gerçek.
bu poşet dolacak fakat sonra ben çöpe gideceğim.
gideyim ne olacak?
para da zaten bende değil.
-
ne 
''gel vatandaş gel!'' 
ne de 
''git vatandaş git!''
zaten bitmeyen bir gelgit.
kendi dalgamda sorun aradım ve
her yer derya deniz.
boğuldum,
iyi de bir oğuldum.
-
bundan sonrası çok tekrar.
kime ne faydası varsa...
ve evet, aradığın blog bu.
çok da aramana gerek yoktu.

19 Ocak 2025 Pazar

evin salonu

insan, evin salonuyla duygusal bağ kurar mı?
salaksa kurar.
altı üstü birkaç eşya
diyecek gibi oldum ama ne yalan söyleyeyim
onlar da hayatıma eş ya...
akdlfjbldjfbad :D
nası şaka?
mükemmel.
şimdi okumaya devam!
birkaç gündür içime dert olmuştu
ne bileyim böyle hep aynı, hep üstüme üstüme geliyor.
göt kadar yeri doldurmuşuz da doldurmuşuz.
basıyor bir şeyler.
hatta geçen, sabahın beşine kadar uyuyamadım.
yani,
derdimi sikeyim de neyse.
mezurayı aldım, 
ölçtüm (hayır, onu değil)
hayal ettim (hayır, onu değil)
olm, tüm bunlar
sabahın beşinde
tekrar hatırlatırım.
olur mu, 
olmaz mı, 
bence buraya sığmaz falan
(böyle bir şey söyleyince ''that's what she said'' demeyeni dövüyorlar)
bundan dolayı uyuyamamak biraz iddialı ama yapacak bir şey yok.
neticede bunlar insanın içine düşen küçük kurtlar ve
su uyur, kurt uyumaz.
ha bir de kurt kışı geçirir ama...an ne diyorum...
well, well, velhasılıkelam
bugün değiştirdim.
fazlalıkları attım falan.
perdeleri yıkadım lan!
içime de sindi haa yalan yok.
ama salaklık işte,
muhtemelen bir süre eski düzeni arayacağım.
o koltukta,
o duvarda,
o...
(yazar burada derin nefes alır ve yazmaya devam eder)
gerçi insan ''gerizekalı, arayacaksan eskisi gibi olsun'' da diyebilir.
yani, siz diyebilirsiniz.
ben pek demem.
bir yola girdiysem inattan değil ama
yeni yolun heyecanından demem.
hep böyleydi.
ve konu evin salonu değil.
sal, onu.