bir sessizlik
rüzgardan savrulan perdeyi izlerken.
yanıma kadar gelen esinti,
biraz ürperti
hepsi bu kadar.
hiçbir düşünce yok aklımda.
hiçbir hayal,
hiçbir hayal kırıklığı..
koca boşluk sadece.
sanki ben, ben değilim de
bir sonbahar akşamına doğru,
çok uzaklardaki çiftlik evinin bahçesindeki ağaca asılmış rüzgar çanıyım.
tam karşıda batmaya yakın güneş.
turuncu.
eski, ahşap verandanın üstünde sallanan sandalye.
gıcırtı.
üstelik kim oturuyor belli değil.
zaten ne önemi var?
hemen yan tarafta bir tarla
ki otlardan hiç anlamam.
hepsi yakın zamanda biçilmiş.
sarı sarı
kurumuş da üstüne batan güneş vurmuş.
güzel.
ben bir rüzgara kapılmışım.
öteden gelen ineklerin sesi, sesime karışıyor.
kim karışır?
bahçede rengarenk çiçekler, salatalık, domates ve biber.
aralarından geçmek için düzensiz dizilen taşlar
hafif nemli.
hepsi kendi halinde.
hepimiz, kendi halimizdeyiz
kime ne?
güneş batarken önce ay çıktı gökyüzüne,
pürüzlü.
sonra yıldızlar belirdi
tek tek.
gece o kadar güzeldi ki
hiçkimse ses etmedi.
hep beraber izledik.
bir ara bi' yıldız kaydı
ama kimse dilek tutmadı.
zaten olmak istediğimiz yerdeydik.
sonra uyuduk.
sonra uyandık.
-
içimde bir huzur,
bir sessizlik
rüzgardan savrulan perdeyi izlerken.
yanıma kadar gelen esinti,
biraz ürperti
hepsi bu.
kader.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder